top of page

Adaletin Tahsisi

O.K
14 Ara 2024
3 dakikada okunur

Günlük yaşamda karşımıza çıkan, okuduğumuz ya da bizzat deneyimlediğimiz minör ve majör suçların; duyarsızlıkların, göz ardı etmelerin ve yokmuş gibi davranmaların parolası Octave Mannoni'nin özlü formülünde yatıyor; "Biliyorum, fakat yine de..."


Dünya, ceza adalet sisteminin adalet ve hakikat beklentisini karşılamayacak denli eskidiğinin farkında. Kuram ve teori dipten gelen bu homurdanmanın yeni adli yöntem ve araçlarla aşılması için yoğun bir çaba içerisinde, lakin... Modern hukuk sisteminin, kültürel bir yenilgisi ve öze dönüş talebi de tüm hadiselerle tezahür etmekte. Hukuka dair önerilerden biri, zarardan etkilenen herkesi eylemin neden ve sonuçları etrafında toplanarak, eylemin sebep olduğu zararları toplumsal ve kültürel dinamiklerin katılımıyla onarmak şeklinde ki bu, cari olana nazaran, daha yerel ve doyurucu motifler içermekte. İyileştiren, tamir eden ve onaran adaletin tasarladığı hüküm; yavan bir özgürlüğü bağlayıcı cezadan ziyade, hakikatle örtüşen zarar giderici ve merhem işlevi gören bir vargı olacaktır, hiç şüphesiz, ki bu benim şahsi yargımdır.


Hakiki olanın açığa kavuşturulmasının her şeyden özerk ve tek başına bir adalet değeri vardır; bu gerçekle yüzleşmek, adil bir giderim veya sağaltımın sıfır noktasıdır. İyileştiren, tamir eden ve onaran adalet bu akıl diliyle hakikatin, failin ağır bir cezaya mahkum edilmesi ve çaresiz kalmış devletin, sorumluluğunu bir miktar tazminatla bertaraf etmeye indirgenmesine izin vermemektir. Tam da burada sağaltan veya eylemin gerisinde bıraktığı sendromu aşan sahici ve yegane giderim hakikate ulaşmadır, bu olmazsa olmazdır. Mağdur ve toplumun devlet ve yargıdan beklentisi tam olarak budur.


Adaletin hakkı, hakikate ulaşma hakkının hakikati için bir süzgeç rolü üstlenir. Devletin bir sorumlu olarak, mağduriyeti eskiyen ceza adaletinin giderim formuyla tazminde sebat etmesi, hakikat talebini görmezden gelme olarak kodlanmaktadır. Meşru ilgili ve toplumsal talepleri tedirgen ve huzursuz eden budur; bu cezasızlığın sevdiği bir flora ve faunadır.


Topraklarımızda fail ve eylemin, gerisinde bıraktığı mağduriyetin nakitle ve hükümsüzlükle aşılmasına dair bir gelenek mevcuttur ve bu tecrübeye göre hükümsüzlükle tazmin acının hakikatle hafifletilmesi koşuluna bağlıdır. Misyon tahakkuk etmeden giderimin, objektif kapsamına manevi tazminatın dahil edilmesi anlamsızdır. Hakikatin emsalsiz ve ikamesiz bir adalet değeri vardır ve tazminat hakikati, ardılı tali bir hak yükümlülüğe tekabül etmektedir. Mağdurların devletten istediği, tazminat; indirim, haksız tahrikten, akıl hastalığından, etkin pişmanlıktan ve failin etkili pişmanlığından dolayı tüm manevi hakları değil çoğulcu bir muhakemenin vücuda getirdiği hakikattir. Hakikatin alternatifi yoktur.


Mağduriyetin indirimlerle, çeşitli sebeplerle, maddi ve manevi bahanelerle aşılması, kültürel acıyı derinleştiren bir aşağılama biçimi olarak anlaşılmaktadır ve kamu otoritelerinin bundan sakınması gerekir. Toplum, hakikati tazminata indirgeyen veya tazminatı hakikatle ikame eden, genetik yapısıyla uyumsuz bu teklifi haliyle reddetmektedir.


Ülke adına; uygar olmayı ilke edinmiş hukuk, sentezden beslenir. Yargının pratiğinin en büyük açmazı, esnekliği kabul görmeyen aşkın yorum ve içtihada haddinden fazla bağlılıktır; bir metinden tek bir sonuç çıkarma inadı, kendisini çoğu kere hukuki belirlilikle peçelemektedir. Göreliliği kabul etmeyen bu kadim ısrarın yarattığı krizin ülkeyi götürdüğü yer, hak ve özgürlük liginin düşme hattıdır.


Hukuki güvenlik, belirli bir tabuya tabi hâlinde yargılanmayı isteme hakkı ve belirlilik gibi, aynı genetik atadan gelen kurumlarla hedeflenen; kişinin objektif bir riskle karşılaşmadan hukuki yazgısını belirlemesine imkan vermek, bireyin yarınını tasarlamasına olanak tanımaktır.

Hukuki güvenlik, eşitlik ilkesinin icadıdır ve eşitlik, eşit olmak kendisini, önceden bilinen usul ve şekil şartlarıyla vâr ederek şekil edinir. Eşitlik, bir yandan benzer olayların sonuç üzerinden farklılaşmasını önlemeye hizmet ederken, öte yandan olayın özgünlüğünden kaynaklanan taleplerin, farklılık ölçüsünde eşitsizlik talep etmesine izin verir. Hukuki güvenliği arşa çıkaran bir yaklaşım, aşırı şekli yorumlarla, farklılıkların adalet talebini dışlayarak, eşitsizlik üzerinden bir birlik inşa eder. Ya da eşitliği sağladığı görüntüsünü vererek, olayın özgünlüğünden kaynaklanan yatay eşitliğin istisnaya uğramasını önler, böylelikle olayları aynılaştıran bir çözümü, adalet diye servis eder.


Adalet, en nihayetinde bir gün gelir, hiç vâr olmadığı bir formla tezahür eder, tam buraya; biri ile.

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page