top of page

Haysiyet

O.K
5 Kas 2024
2 dakikada okunur

Verdiğimiz her tavize; o anda farkına varamadığımız, içten içe bir küçülme eşlik eder.

Toprağa savrulan tahıl tanesi yok olmadığı müddetçe, yalnızca tahıl tanesi olarak toprakta yerinde durur; lakin yok olursa, o vakit verimli ürün doğurur. Kendi varlığının tohumunu bilinmezlik toprağına gömmek, isimsiz olmak gerekiyor bazen. Zira toprağa karışıp kaybolmayan tohum yeşerse de fayda vermez.


Haysiyet, bana kalırsa sistemli bir mazoşizm pratiğidir; uyumsuz kalmayı ve durmadan bedel ödemeyi gerektirir. Feragat, fedakarlık, vicdan, merhamet gibi, kullanırken insanın yüzünü kızartacak kadar geçkin kavramlarla örülüdür duvarları.


Haysiyet, bir mutsuzluk öğretisidir. Kendini yakma özgürlüğünden başlar her özgürlük tanımı ve ahlâkı, ahlaki intiharın da toplumsal bir tavır alabileceği tartışmasından geçer.


William Blake, "Kimileri sonsuz geceye doğar." demişti. Hayata haysiyet nöbeti tutmaya gelenler de zifiri bir karanlığa doğmuş bahtsızlardır; sırtlarındaki kamburla umutsuzca çırpınarak kendilerini iyilik ve güzelliğe beğendirmeye çalışan o zavallılar, mutluluğu, gerçekliğin kırbacı altında inim inim inlemekte arar. Uğruna mücadele ettiği şeyin gerçekleştiğini görmeye asla ömrü yetmeyecek olan haysiyetliler; ıstırap kuşları.


Teslim olmanın, kalabalığa benzemenin, kalabalığın sıcak itiş kalkışı içinde yok oluvermenin, uzlaşının, uzlaşmasının, ve onaylamanın, ve erimenin, baştan biçimlendirmeye açık olmanın ılık ikliminde solunmak varken dışarının ayazında, vicdan kapılarında titreşmek.


Zülmun kol gezdiği yollarda bolca bulunan haysiyet erbabının saldırılarına maruz kalıp, her seferinde göze aldığından çok daha ağır bir bedelle cezalandırılmak. Haysiyet erbabının yazmış olduğu kahramanlık menkıbeleriyle yaralanıp kahramanlık payesine yüz vermeden kendini usul usul tüketmek. Haysiyet, seçilmez. Hayatını, her anına, her rengine dek seçebileceğine inanan safdillerin işi değildir. Yazgıyla alışverişi vardır.


Haysiyet yolunda yılmadan ilerleyenler, sofudur. En yakası açılmadık özgürlüğü savunurken bile.


Ahlâkım, tahamülle sınanır. Hemen her şey beni umutsuzluğa sürükleyecek kadar üzer. Hayat, buna rağmen onda kalınabilecek tahammül ister esasında. Tahammül, güzel şeyleri biriktirme sanatıdır ve güzel şeyler biriktirmek; ömür boyu rastlanmış güzel şeyleri unutmamak, dahası unutturmamak, savunmak demektir. Her şeyin akışı canımı yakıyorsa; sevgim acıyor, kimi sevsem, kim beni sevse ise kurda, kuşa, ağaca, ve toprağa, ve insana acımaktan yüreğim paramparça ise, baktığım her şeyde ve her yerde ölümün gölgesini görüyorsam, güzel olanlara sarılırım; tahammül edebilmek için, burada kalıp hiçbir yere gitmemek için.


Wordsworth'ün, Dickinson'un ve daha nice şairin dizelerini hatırlarım; şarabın dildeki buruk sekişini, istiridyenin tadını hatırlarım. Ihlamur kokusunu, hanımelileri, yaseminleri hatırlarım. Apansız yükseliveren kırlangıçların çığlığını, uzaktan gelen bir keman sesini ve hatta nefesi hatırlarım. Her şey daha çok yakar canımı lakin canımın acısına bir an olsun alışmam, alışamam.


Ahlâkım, güzel şeylerin verdiği tahammüle, canımı daha da çok yakan şeylere karşı bağırabilmektir.


İşaret edilen, ve hatta edinen belki de atmosfere karşı gelinmesidir. Haysiyet, esasında oluşmamış lakin oluşmaya muhtaç bir sistemin mazoşizm pratiğidir. Kaçınılmaz. Kaçınılamayacak olan.

Ve hatta bana göre, niceleriyle.

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page