İmkân
Feda etmek ve vazgeçmek bir öngörüdür; öngörü bir vizyon. Vizyon, imkândan doğar. İmkân, tüm iyiliklerin öncüsüdür, arkasından gelenlerle ve getirdikleriyle. İmkân üzerine...
Yıkımı geride bırakmak için onu kabul etmek gerekir.
Yaşadığımız şu/bu epizotik vakit Bauman'In söylediği üzere ufukların kaynaştığı değil, onulmaz ıraklıkların kabul gördüğü buluşmalara çanak tutuyor ki tüm teknoloji ve iletişim imkanlarına rağmen topluluk olmanın imkansızlığı baskın geliyor. İnsanların tabuları ve trajedileri arasında salınıp duruyoruz. Kültür, siyaset, ekonomik hayat, sosyal ilişkiler arasında mekik dokuyan bu sarkaç, farkına varılıp önlem alınmadığı vakit bir anlamda giyotin hükmündedir. İnsanlar, bireyler ve toplumlar bu dertten müstaripler; bireysel olarak ve toplumsal olarak hayata bir anlam bulma çabası kamusal aidiyetlerimize de sirayet ediyor.
Tabu - Trajedi
2 kavram arasındaki bağlantıya bakarsak; tabuların kendi içinde iki zıt anlamı vardır, hem kutsal hem de tehlikeli. Yasak, kirli anlamlarına gelir. Ele aldığım konu tehlike boyutu; tabunun trajediye yol açması belirli bir güç kaynağı içinde tutmasından kaynaklanır. Fred'un dediği gibi zaman zaman kefaret törenleriyle kaldırılması mümkün olabilir.
2 kavramın sarkacına çağıran terimleri aşinalık, alışkanlık ve aynılık üzerinden açıklayabiliriz.
Vazgeçmek
Hayatımızda, günlük olarak toplumsal ve bireysel tüm anlarda vazgeçmek genellikle olumsuz bir düşünce ve eylem olarak algılanır, adeta başarısızlıkla mimlenir. Vazgeçmenin başarı ya da başarısızlık ile ilgisi elbet önemlidir lakin vazgeçmeyi salt başarı ve başarısızlıkla ele almak kısır bir döngüye hapsedebilir bizleri. Vazgeçmek en az ilk akla gelen anlamları kadar dönüşümle ve geçişle de ilgilidir, bu yönünü ıskalamadan, seri kanlı bir şekilde kavrama yaklaşmak ve hayatlarımızın içine dahil ederek farklı bir gelecek tahayyülünün önünü açmak gerek. Zira vazgeçtiğinizde bakış açınız da değişir, değişen bakış açınız size farklı sonuçlar hediye eder. Hediyeye talip olmak önemli, en azından bunun için bir irade beyanı gerekli. Aksi durumda değişim ve dönüşümün sunduğu vaatleri görmek zorlaşabilir. Vazgeçmenin esasında, değişebileceğine inandığımız zaman bir şeylerden vazgeçiyoruz, değişemeyeceğimize inandığımız zaman ise hepten vazgeçiyoruz; değişimin mümkün yollarına ikna olmanın potansiyeli de ikna olmaktan geçiyor. Potansiyeli de ancak dikkatini tekayyuzda bir yaşamın, olayların ve insanın dinamiklerine çevirenler fark edebilir.
Trajedi kavramına döndüğümüzde ise 'trajik hata' anlamında kullanılan Hamartia terimi hedefi ıskalamak ya da yanılmak anlamına gelen ἁμαρτάνειν (hamartánein) kelimesinden gelen Yunanca ἁμαρτία kelimesinden türemiştir. Hayattaki vâr olmuş tüm trajik kahramanlar bu anlamda vazgeçmeyenlerdir diyebiliriz. Feda etmek ve vazgeçmek bir öngörüdür; geleceğe bakan bu yanı, çoğu kez görmeden gelinir. İleriye doğru çizilen perspektif geçmişi de kapsar çoğu zaman.
Hayatımızda, günümüzde toplumsal ve bireysel bütünlüğü baltalayan şeyleri bir göz önüne getirdiğimizde siyasetten gündelik yaşama, nevrotik sıkıntılardan toplumsal bölünmelere; kimlik, dil ve aidiyet sorunlarından eğitim, edebiyat, sanat ve ekonomiye dair belirlemede sürdürülen ısrar ancak ve ancak parçalanmaya hız katıyor. Karşılığında, karşısında bir imkan olarak duran vazgeçmek bir anlamda geri dönmektir; geri dönmek, tekrar gözden geçirmeye imkan tanır. Hayal kırıklığına uğrayıp gözlerini açmak, şüpheye müsaade etmektir. İnsanın trajedisinin aynası olan edebiyat ve sanatta nasıl bu öngörü eksikliği, bu şüpheden doğacak gözden geçirme imkânının trajik kahramanların vazgeçmemeleriyle heba olmuşsa bugün de bu dikkat eksikliği had safhada artıyor.
Hayatlarımızın bir sonraki aşamasına geçmek için neyi feda edeceğiz? Vazgeçeceğiz? İmkân, önümüze hangi aracını getirecek, bunların hepsi bilinmez bir tahayyül.
Her daim iyi bir sorudur, daha iyi bir cevabı çağıran. Her zaman daha iyi bir cevap, daha iyi bir imkânı sağlayandır ve.
İmkân üzerine.

Yorumlar